GÜNCEL
Giriş Tarihi : 11-08-2021 11:31   Güncelleme : 11-08-2021 11:35

İDA'lar Mavi Vatan'a güç katıyor

Türkiye'de insansız araçlar’ dendiğinde akla S/İHA’lar gelse de son dönemlerde su üstü ve su altı yerli insansız deniz araçları öne çıkmaya başladı. Aselsan’ın Albatros'unu değerlendiren uzmanlar, Türkiye’nin Mavi Vatan’da el yükselttiği görüşünde.

İDA'lar Mavi Vatan'a güç katıyor

Son yıllarda ülkemizin gerek yurt içinde gerek yurt dışında en çok konuşulan savunma sanayii ürününün ne olduğunu sorsak hemen hepimizin aklına yerli ve milli SİHA’lar gelir. SİHA’ların başarısı yadsınamaz bir gerçek olmakla beraber Ankara, gelecek dönemlerde su altı ve su üstünde boy gösterecek milli insansız deniz araçlarıyla da adından söz ettireceğe benziyor.

 

Son olarak ASELSAN tarafından açıklanan Albatros projesi gözleri bir kez daha Türkiye’nin Mavi Vatan’daki atılımlarına çevirdi.

 

Dünyayla eş zamanlı başladık

 

Savunma Sanayii Araştırmacısı Fatih Mehmet Küçük ile Albatros’u konuşmak üzere bir araya geliyoruz. Tabii ki önceliğimiz Albatros olsa da resmin biraz daha geneline odaklanmak ve Ankara’nın nasıl bir yol haritası izleyeceği konusuna eğilmek niyetindeyiz.

 

Küçük de uzun zamandır konuşulan S/İHA atılımlarına işaret ediyor konuşmasının başında… O alanda elde edilen tecrübenin diğer insansız sistemlere yansımasına yönelik bir beklentiden bahsediyor. ULAQ’ı da bu beklentilerin ilk somut hamlelerinden biri olarak tanımlıyor.

 

“Şimdi Albatros’un sahneye ‘sürü yeteneği’ ve ‘otonom’ kabiliyetlerle çıkması süreci daha ilginç bir noktaya taşıdı” diyerek, ASELSAN’ın İnsansız Deniz Aracı (İDA) Albatros’a sözü getiriyor.

 

Küçük’e göre halihazırda insansız deniz araçları konusunda Türkiye. dünyayla eş zamanlı bir atılım içinde… Yine de bu alanda alınması gereken daha çok yol olduğunu söylüyor. 

Albatros’a dair düşüncelerini merak ediyoruz ve projeyi ilk duyduğunda neler hissettiğini anlatmasını istiyoruz:

 

“Tabii ki son derece heyecan verici bir proje. Önümüzdeki dönemde sistemle ilgili diğer kritik bilgiler de kamuoyuyla paylaşıldığında bu heyecanımız daha da artacak. Çevresi denizlerle sarılı ülkemizin güvenliği için çok sayıda insansız deniz aracının otonom şekilde görevler icra edebilmesinin önemli avantajları olacak.

 

Otonom kabiliyetler günümüzün yoğun elektronik harp tehlikesine sahip çatışma ortamlarında ayrı bir öneme sahip. Dolayısıyla mevcut noktada bu kabiliyetlerin deniz kuvvetleri tarafından aktif kullanımı madalyonun bir yüzü. Diğer yüzde ise bu kullanımın özel şirketlerimizi yönlendirmesi ihtimali de var. Her iki yüzü birlikte değerlendirdiğinizde aslında çok büyük bir potansiyel olduğunu görüyoruz.”

 

Albatros sürü İDA Ege için ne anlama geliyor?

 

Ankara ile Atina arasında tansiyonun kimi zaman yükseldiği kimi zaman düştüğü bir sır değil… İki ülkenin savunma sanayiinde attıkları her bir adım muhakkak karşı tarafta detaylıca analiz ediliyor. Türk SİHA’larının, yerli ve milli füzelerin, MİLGEM projesinde gelinen noktanın Atina merkezli TV kanallarında enine boyuna tartışılmasının temelinde de kimi çekinceler yatıyor.

 

Biz de haliyle Albatros’un nerelerde kullanılabileceğini merak etmekle birlikte özellikle Ege’deki fiili duruma nasıl etki edeceğini öğrenmek istiyoruz. Albatros’un tanıtım videosunda yer alan ‘engeli algılayan ve kendiliğinden yeni rota belirleyerek bunu aşan’ özelliği aklımıza ada ve adacıkların bolca bulunduğu Ege’yi getiriyor. 

Haberleşme olmayan ortamda dahi görev iptal olmuyor

 

Fatih Mehmet Küçük bu sorumuza yanıt vermeden önce başka bir kabiliyete dikkat çekiyor… Albatros 'GNSS ve haberleşme olmayan ortamda dahi göreve devam edebilme’ yetisine sahip. Küçük biraz daha detaylandırıyor:

 

“İnsansız sistemler, Küresel Seyrüsefer Uydu Sistemi (GNSS) sayesinde yerlerini hassas bir şekilde belirleyebiliyor. Bu sayede hem uzaktan kontrol eden personel aracın yerini net bir şekilde biliyor, hem de otonom görev icrasında platform bu verilere göre hareket ediyor.

 

Ancak günümüzde bu sinyallerin karıştırılabilmesi görece basit. Dolayısıyla GNSS olmadan görev icra edebilmek özellikle yoğun elektronik karıştırma bulunan sahalarda büyük avantajlar sağlıyor.

 

GNSS’den bağımsız görev icra edebilme çok uzun süredir dünyada yaygın olarak çalışılan bir kabiliyet. Bu kabiliyetin gerçekten sağlanabilmesi ve sahada denenmesi çok büyük sıçrama anlamına gelir. Ancak bunun sadece kağıt üstünde kalmayarak Deniz Kuvvetleri tarafından denenmesi ve gerekirse bil fiil kullanılması gerek.” 

Ege’deki dengeler için önemli bir araç

 

Bu bilgileri verdikten sonra ilk sorumuza dönen Küçük, Albatros İDA ve benzer araçların Ege için ne anlama geldiği konusunda da küçük ancak önemli detaylar aktarıyor.

 

Yunan Ordusu’nun son dönemde küçük, mobil ve etkin birliklere yöneldiği bilgisini paylaşan Fatih Mehmet Küçük, “Özel kuvvetler geçmişi olan bir genelkurmay başkanı bulunan Yunan ordusu mobil birliklerle Ege’deki ada ve adacıkları kullanma konusunda oldukça istekli. Dolayısıyla buralarda otonom şekilde çok uzun süreler keşif gözetleme hatta silahlı görev yapabilecek insansız deniz araçları önemli bir avantaj sağlar. Sözünü ettiğimiz silahlı insansız araçların muharip gücünün yine insan onayıyla kullanılacağını da belirtmekte yarar var” cümleleriyle beklentilerini sıralıyor.

 

Albatros’un sürü halinde hareket etmesinin faydası ne?

 

ASELSAN’ın Albatros’a ilişkin tanıtım videosunda sistemin sürü halinde hareket ettiği bilgisi paylaşılmakla kalmıyor, kimi küçük enstantanelerde bu özelliğin deniz üzerinde nasıl bir yansıması olduğu da gösteriliyor.

 

Deniz üzerindeki harp yaklaşımının karadakinden oldukça farklı yanları olduğunu biliyoruz. Ancak karada olduğu gibi denizde de yeni konseptler ortaya çıkıyor. Savunma Sanayii Araştırmacısı Fatih Mehmet Küçük de bu konuya değiniyor:

 

“Deniz üzerinde yüksek süratli hedefleri güdümlü mühimmat olmadan vurmak çok kolay değil. Güdümlü mühimmatlar ise gemi üzerinde ateşe hazır şekilde ancak sınırlı sayıda bulunabiliyor. Dolayısıyla Albatros gibi platformlar ciddi birer tehdit unsuru.

 

Geminin, üzerine doğru yaklaşan ve hem sürü halinde hem de her biri bağımsız hareket edebilen çok sayıda İDA’ya aynı anda ve eksiksiz bir tepki vermesi çok çok zor. Sürü içinde bir İDA’nız dahi görevini başarıyla tamamlasa bu durum karşı tarafta ciddi bir zarar yol açabilir. Tabii burada kurgulanacak operasyonel konsepti deniz kuvvetlerinin belirleyeceğini hatırlatmakta fayda var.

 

Savunma Sanayii Başkanlığı tarafından otonom su üstü aracı tedariki ile ilgili yayımlanan Teklife Çağrı Dosyası geçtiğimiz hafta sıkça tartışıldı.

 

Bu dosyayı detaylıca incelediğimizde 1 adet liman savunması için, 1 adet de su üstü harbi aracı ihtiyacı tanımlandığını görüyoruz. Burada muharip bir araç isteği olduğu görülüyor. Bu bilgi bizi, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının muharip olarak bu platformları kullanmayı en azından deneyeceği beklentisine götürüyor.

 

Şayet alınan bu birer adet araç başarılı olursa bu alımların devamının geleceği ve hatta operasyonel kullanımının olacağını söylemek yanlış olmaz. Yine de sadece alım üzerinden okumak eksik kalabilir. Sizlerin de bildiği üzere Türk savunma sanayii sahadan geri bildirim üzerine müthiş bir ekosistem kurdu. Yani kuvvetin kullanacağı bir araç dahi sistem için değerli geri bildirimler sağlayacak ve tüm bunlar söz konusu araçların her geçen gün daha da mükemmelleşmesini beraberinde getirecek.” 

NATO ülkeleri de Körfez bölgesi de ‘doğal müşteri’

 

Fatih Mehmet Küçük ile sohbetimizin sonuna gelirken yine Albatros özelinde ancak insansız deniz araçları genelinde bir sorumuza yanıt arıyoruz. Küçük’e söz konusu sistemlerin ihracat potansiyelini nasıl gördüğünü soruyoruz.

 

Envantere girmeyen bu araçlarımızdan birinin henüz geliştirme aşamasındayken Katar’da oldukça ilgi çektiği bilgisini paylaşıyor. Katar gibi oldukça küçük bir orduya sahip olup da Basra Körfezi gibi son derece hareketli bölgede yer alan ülkelerin bu tür ürünlere ilgi göstermesinin kaçınılmaz olduğunun altını çiziyor Fatih Mehmet Küçük.

Ürünlerin TSK envanterine girmesi ve çalışma saatlerinin artmasıyla birlikte özellikle Türkiye’nin etkisinin hissettiği ülkelerde ilgi çekeceğini belirten Küçük, Türk Deniz Kuvvetleri aracılığıyla NATO tatbikatlarında bu sistemlerin görev üstlenme ihtimalini önemli olarak görüyor. NATO ülkelerinin kabiliyete ikna olduktan sonra o ürünü elde etmek istediğine değinen Küçük, böyle bir durumda birliğe üye ülkeler için de ihracat ihtimalinin artacağı fikrinde.