SİYASET
Giriş Tarihi : 02-03-2021 12:01   Güncelleme : 02-03-2021 13:05

MHP Lideri Bahçeli: HDP, PKK'nın arka bahçesidir

Milliyetçi Hareket Partisi Lideri Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Bahçeli HDP'nin terör bataklığına saplandığını vurgularken, HDP'ye destek verenleri sert bir şekilde uyardı.

MHP Lideri Bahçeli: HDP, PKK'nın arka bahçesidir

MHP Lideri grup toplantısında HDP ile iilgili önemli konulara değindi. MHP Lideri konuşmasının önemli bir bölümünde HDP/PKK birlikteliğinin gerçeğine vurgu yaparken oluşturulan bu terör yapısının mutlaka sonlandırılmasının gerektiğini vurguladı. 

Devlet Bahçeli; HDP tarih ve millet önünde suçludur, destekçileri suçludur, ittifak ortakları ağır bir vebal altındadır. ifadelerinde bulundu. MHP Lideri Bahçeli, HDP'ye Gara tepkisini dile getiriken, HDP'nin PKK'nın arka bahçesi olduğu, terör bataklığı içine saplandığı ve aldığı oyların PKK'ya hizmet etmesi için verilmediğini dile getirdi. Bahçeli ayrıca HDP'ye oy atmanın PKK'ya oy atmakla eş değer olduğunu açıkladı. Bahçeli ayrıca CHP ve İP 'in HDP ile olan ilişkilerini de uyararak yanlışta olduklarını vurguladı.

MHP Lideri Bahçeli'nin MHP Meclis Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşma şöyle;

HDP'YE GARA TEPKİSİ

CHP yanlıştadır, İP yanlış ata oynamıştır, HDP ise A’dan Z’ye yozlaşmanın ve terör bataklığının içindedir.
Dünyanın hangi medeni ve demokratik ülkesinde teröre aleni destek veren bir partiye ahlaken ve hukuken cevaz vardır?
13 insanımızın kafasına kurşun sıkmak suretiyle şehit eden teröristlere arka çıkan, yardım ve yataklık yapan parti görünümlü bir suç örgütüne siyaset ve demokrasi hayatında nasıl yer olacaktır?
Gara’da yuvalanan teröristlere haber götürüp onlardan kanlı emirler getiren milletvekillerinin şehit ve gazi yadigarı TBMM’de ne işi vardır?
Terör saldırılarını bırakınız kınamayı, küstahça devleti suçlayan, vahşete tek bir söz dahi edemeyen, üstelik milletin hazinesinden geçinen terörizmin çakar takmış militanlarına sabır göstermek Türk milletine en şedit saygısızlıktır.

HDP, OYLARI PKK UŞAKLIĞI İÇİN Mİ ALDI?

HDP tarih ve millet önünde suçludur, destekçileri suçludur, ittifak ortakları ağır bir vebal altındadır.
Şu verilere dikkatinizi çekmek isterim;
Gara katliamına kadar, 1984 yılıyla 2021 yılı Şubat ayı arasında, 92 bin 964 terör olayı gerçekleşmiştir.
7 bin 305 güvenlik görevlimiz şehit edilmiş, 16 bin 608 güvenlik görevlimiz de yaralanmıştır.
Şehit edilen sivil vatandaş sayımız da 4 bin 494 olmuştur. Bu süreçte etkisiz hale getirilen terörist sayısı 36 bin 106’yı bulmuştur. Hangi bir vicdan sahibi vatan evladımız bu fecaate, bu zulme, dökülen bunca kana sessiz, seyirci veya tarafsız kalabilir?
Hıyanete tarafsızlık namuslu bir insan vasfı mıdır?
Terör eylemlerini, cılkı çıkmış sözde demokrasi ve cılız insan hakları ezberleriyle örtbas etmeye yeltenmek, PKK’nın adını dahi telaffuzdan imtina etmek onurlu ve şerefli bir tavır mıdır?

Diyorlar ki, HDP şu kadar oy aldı, bu kadar desteği var.

HDP’ye oy verenler, PKK’nın uşağı, terörün ve bölücülüğün siyasi uzantısı olsun diye mi oy verdiler?

HDP’yi tercih edenler cinayetlerin, hıyanetlerin ve rezaletlerin sökün etmesini mi istediler?
Bölücü terör örgütü PKK’nın arka bahçesi, asıl sütunu, iradesini ve varlığını Kandil’e bağlamış bir sözde partinin aldığı oy oranının, oy sayısının demokrasiyle bağdaşması, insanlıkla anılması; herkes bilmelidir ki, şehitle caninin bir görülmesi, kahraman ile hainin bir tutulması kadar korkunçtur.

Şerefiniz kadar konuşun desek ağzını bıçak açmayacak ne kadar sabıkalı ve sicili karanlık kişi varsa HDP’yi kollamak için demokrasiyi kullanmaktadır. Demokratlığı ağızlarından düşürmeyen soytarılar Türkiye’nin ve insanlık huzurunun karşısında teker teker yuvalanmışlardır.

Popülizm ve totalitarizm küresel demokrasiye yönelik nasıl bir çifte tehditse, demokrasiyi tekeline aldıklarını zanneden, keyfi olarak çarpıtan kişi ve kesimler de ülkemize aynı oranda tehdittir.

Yeri geldi mi, insan hakları konusunda mangalda kül bırakmayan, ifade ve düşünce özgürlüğü alanlarında bilirkişi kesilen çevreler, sıra şehitlere, milli çıkarlara, milli güvenliğe ve bağımsızlık konularına geldi mi çıtını çıkarmazlar, hiç oralı olmazlar, dut yemiş bülbüle dönerler.

"NEYİN KAFASINI YAŞIYORLAR"

Zaman zaman ısmarlama metinlere imza atıp demokrasi edebiyatı yapan, özgürlük masalı anlatan, insan hakları dayatmasından geçinen sözde aydın, akademisyen, gazeteci ve kaymak tabakanın Türkiye’nin hak ve menfaatleri söz konusu olduğunda ne izlerine rastlanır, ne de esamileri okunur.
Boğaziçi Üniversitesi’ndeki olaylara destek veren eski bir rektöre arka çıkmak amacıyla hazırlanmış ısmarlama bildiriye imza atan ve seçilmiş olduklarını ifade eden 38 eski rektör ve YÖK üyesinin teröre bir kez olsun tepkilerini duyanınız oldu mu?

PKK’ya numune de olsa itiraz edenini gördünüz mü?

Gara katliamını alenen lanetleyenine şahit oldunuz mu?

Türkiye’nin tek meselesi üniversite özerkliğiyle akademik özgürlüklerdeki açmazlar mıdır?
Bunlar neyin kafasını yaşıyorlar? Bunlar kime hizmet ediyorlar? Kimlerin değirmenine su taşıyorlar?

28 Şubat süreci başta olmak üzere, bazılarının geçmişte darbeci eğilimlerini cümle alemin bilmesine rağmen, hep puslu ortamlarda öne çıkan bu çürük rektörler, Türkiye’nin yaşadığı iç ve dış sorunlar hakkında bir defalık da olsa yerli ve milli duruş gösterecek onuru ne zaman ispat edecekler?

Ellerine tutuşturulan metinlere heyecanla imza atan buçuk aydınlar, Türk milletinin üzerlerindeki hakkını ne zaman ve daha hangi haller ortaya çıkarsa ödeyecekler?

Bunları sormak ve cevabını beklemek milletimizin bize yüklediği bir sorumluluktur.
Babil’in en büyük destanı olan Gılgamış Destanı, her şeyi bilen ve gören adamın destanıdır.
Bozkurt Destanı da, Türklerin diriliş ve var oluş destanıdır.

Millet olarak mukadderatımızın itibarına, tehlikelerin cüret ve cesametine binlerce yıllık müktesebatımızla vakıfız ve hiçbir şey de gözümüzden kaçmamaktadır.
Türk milleti ne olup bittiğini, kimin kiminle hangi senaryonun parçası olduğunu açık şekilde bilmekte ve görmektedir.
Aziz Atatürk’ün tarihe geçen şu mühim sözü hepimiz için referans niteliğindedir ve aynısıyla bizim görüşümüzü yansıtmaktadır:
“Sırası gelmişken, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri kalmasın!” 

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, terör örgütü PKK’yla irtibatı, iltisakı ve ittifakı meydanda olan HDP hakkında inceleme başlatması çok önemli ve beklediğimiz bir gelişmedir.

Başsavcılık inceleme sonucunda, HDP’nin faaliyetlerinin “Terör eylemlerinin odağı” haline geldiğine karar verirse soruşturma safhasına geçecek, nihayetinde hazırlanan iddianame Anayasa Mahkemesi’ne sunulacaktır.

Siyasî partilerin kapatılması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesi’nce kesin olarak karara bağlanmaktadır.

Anayasa’nın 69’uncu maddesinin 6’ıncı fıkrasıyla, Siyasi Partiler Kanunu’nun 101 ve 103’üncü maddelerine göre, kapatmaya konu eylemlerin yalnızca işlenmiş olması yeterlidir.

HDP HIZLI BİR ŞEKİLDE KAPATILMALIDIR

Anayasa Mahkemesi delilli ve belgeli şekilde HDP’nin terör eylemlerinin odağı olduğunu tespit ederse, ki başkaca bir seçenek yoktur, HDP diye bir partiden, kapatmaya neden olan üye ve yöneticilerinden söz etmek artık mümkün olamayacaktır.

Türkiye bir hukuk devletiyse HDP’nin kapatılması acildir, hayatidir, şarttır.

Ayrıca başka bir ad altında, mesela Demokratik Bölgeler Partisi isimli paravan terör oluşumu çatısıyla bile tekrardan faaliyette bulunmasına fırsat verilmemelidir.

Kaldı ki Anayasa’nın 69’uncu maddesi bu çerçevede açık hüküm niteliği taşımaktadır ve şöyledir:

“Temelli kapatılan bir parti bir başka ad altında kurulamaz.

Bir diğer önemli hüküm ise Anayasa’nın 68’inci maddesinin 4’üncü fıkrasındadır ve şu şekildedir:

“Siyasî partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez.”

Dokunulmazlıklarının kaldırılması talebiyle fezlekeleri TBMM’ye gelen bölücü milletvekilleri hakkında her siyasi parti tutumunu derhal netleştirmelidir.

Terör örgütü propagandası yapan, suçu ve suçluyu öven, 6-8 Ekim olaylarını kışkırtan, suç işlemek amacıyla örgüte üye olan, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden demokrasi ve milli irade hasımlarıyla ilgili gereği hukuk sınırları içinde süratle ifa edilmelidir.

Bununla birlikte FETÖ’cülerin ve PKK’lıların yargılandığı mahkeme süreçlerinin daha fazla uzatılmadan karara bağlanması, böylelikle iç ve dış mihrakların istismar kampanyalarının önüne geçilmesi ertelenemez bir mecburiyettir.

HDP'YE DESTEK OLMAK OY ATMAK PKK'YA DESTEK OLMAK OY ATMAKTIR

Hiç kimse minderden kaçmamalı, yüreği yeten kartını açık oynamalıdır.

Soruyorum; CHP, fezlekeli HDP’lilerin dokunulmazlık zırhının kaldırılmasına var mıdır? Yok mudur?

Fezlekelerin içeriği nedir bir görelim, devlet intikam duygularıyla yönetilmez diyen kimliksiz CHP sözcüsü acaba senin kararın nedir?

Terörün mü safındasın? Türkiye’nin mi yanındasın?

Aklıselim çağrısı yapan CHP’liler PKK’ya hala müşfik ve minnettar mıdır?

İYİ Parti, HDP’lerin yargı önüne çıkarılmasına destek midir? Köstek midir?

İttifak ortağı CHP gibi, fezlekelerde ne var ne yok ona bir bakalım mı diyecekler?

Yoksa adaletin ve milletin çağrısına riayet mi edecekler?

Hele bir cevap versinler; HDP’nin kapatılması konusunda CHP ile İYİ Parti’nin tutumu ve duruşu ne olacaktır?

Mutfakta yangın var diyenler, vatandaki yangını ne zaman göreceklerdir?

HDP’ye destek, PKK’ya destektir. PKK’ya destek, şühedaya ve Türkiye’ye ihanettir. CHP kime destek vermektedir? Zalime mi mazluma mı? İYİ Parti kimin tarafındadır? Hıyanetin mi milli haysiyetin mi? Önümüzde büyük bir imtihan vardır. Ak koyun kara koyun yakında ortaya çıkacaktır. Süreç turnusol kağıdı işlevi görecektir. Kim kiminle yürüyor belirginlik kazanacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi amasız, fakatsız, ancaksız şekilde dokunulmazlıkların kaldırılmasına evet diyecek, HDP’nin kapatılmasını da sonuna kadar savunacaktır.

ABD bunu söylemiş, AB şunu söylemiş, bize göre fasa fisodur, hiç de önemli değildir.
Millet ne diyor, tarih ne diyor, analarımız ne diyor, yetimlerimiz ne istiyor, milli bekamız neyi gerektiriyor ona bakacağız, onu dinleyeceğiz, ona göre hareket edeceğiz.

Milliyetçi Hareket Partisi Türk milleti ve Türk devleti için doğru bildiğini ve inandığını kararlıkla haykırmayı sürdürecektir. Bizde kıvırma yoktur, U dönüşü yoktur, çark yoktur, suya yazı yazmak yoktur, onun bunun telkinine kapılmak hiç yoktur.

Eğer bir toplumda, hatta uluslararası camiada, terörün insan hayatına yönelen, insanı yok etmeyi amaçlayan aşağılık bir eylem biçimi olduğu konusunda bir bilinç ve ortak bir irade yoksa, hatta teröristi "Siyasi mücadele" yürüten birisi olarak görme eğilimi varsa yıkım ve yok oluş kapıya dayanmış demektir.

Bugüne kadar değişik terör hareketleri karşısında bazı siyasi partilerin takındıkları menfi tavır, genellikle teröristleri cesaretlendiren yönde cereyan etmiştir.

Bunun için, terörizme karşı ortak bir anlayış ve eylem geliştirmek, günümüzde çok daha önemli hale gelmiştir.

Her siyasi partiden, her sivil toplum kuruluşundan, son tahlilde herkesten bu anlayış istikametinde bir davranış beklediğimizi de hassaten ve hasbi olarak ilan etmek bizim boyun borcumuzdur.

Geçtiğimiz hafta, Hocalı katliamının 29’uncu yıldönümünü andık. 1992 yılının 25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan gece yarısı Hocalı’da dehşet verici bir barbarlık sahnelenmiştir.

613 soydaşımız şehit edilmiş, bir milyona yakın soydaşımız yerinden yurdundan ayrılmak zorunda bırakılmıştır. Hocalı’da şehit düşen soydaşlarımızı rahmetle anıyorum.

Ve günü geldiğinde Hocalı’nın gözündeki yaşın dineceğine, üzerine çöken mahzunluğun kalkacağına candan inanıyor, bunu ümit ediyorum. Çünkü Hocalı hala tutsak, hala yaralı, hala hüzünlüdür.

"ERMENİSTAN TERÖR DEVLETİDİR"

Ermenistan, 10 Kasım 2020 mutabakatı gereğince Karabağ’ın bir bölümünü kontrolünde tutmaktadır.

Hocalı’nın zincirleri inşallah kırılacak, hak sahibine geçecektir. Ermenistan terör devletidir, aynı zamanda kukladır. Geçen hafta Ermenistan ordusunun Başbakan Paşinyan’a istifa çağrısı ise aslında beklenen bir akıbetin tecellisidir.

Dün de, Erivan’ın köşe başlarını tutan protestocular Paşinyan’ı istifaya zorlamak amacıyla hükümet binasını basmışlardır. Biz konu Ermenistan olsa bile, demokrasinin hakim olmasını ister, ısrarla sağduyuyu ve aklıselimi tavsiye ederiz.  ifadelerinde bulundu.