SİYASET
Giriş Tarihi : 07-06-2022 13:26   Güncelleme : 07-06-2022 13:26

MHP Lideri Devlet Bahçeli: İsveç ve Finlandiya hükümetleri öncelikle ellerine bulaşan kanları yıkamak durumundadır

MHP Lideri Devlet Bahçeli: İsveç ve Finlandiya hükümetleri öncelikle ellerine bulaşan kanları yıkamak durumundadır

MHP Lideri Devlet Bahçeli, Grup Toplantısında NATO üyeliği için başvuru yapan İsveç ve Finlandiya hakkında açıklamalarda bulundu. İsveç ve Finlandiya'nın PKK/YPG'ye verdiği desteğin altını çizdi ve teröre, teröriste taviz verilmeyeceğini belirtti.

Güney sınırlarımız boyunca çatısı örülmek istenen terör devleti, peş peşe yapılan askeri harekatlarla engellenmiş, ihanetin Akdeniz’e ilerleyiş ve çıkış noktaları kapatılmıştır.
Türkiye, bölücü teröre merhamet göstermeyeceğini, müsaade etmeyeceğini hem sınır içinde hem de sınır ötesinde güç kullanarak ve şehitler vererek kanıtlamıştır.
Bölücü terörün hudutlarımızda tutunması, mücavir bölgelerde yuvalanması, bunun yanı sıra ülkemizi zehirleme ve tehdit amacı Allah’ın inayetiyle başarılı olamayacaktır.
Fitnenin başı gövdesinden koparılacak, kökü de kazınacaktır.
Terörle mücadele bir millet kararıdır. Karşı çıkanlar teröristlerin safındadır.
Terörle mücadele hukuki temeli olan meşru bir müdafaa sürecidir.
Geçtiğimiz hafta PKK/YPG’li bir terör elebaşı, ABD’den ve NATO üyesi AB ülkelerinden silah aldıklarını açıklamıştır.
Ve de şerefsizce Türkiye’ye gözdağı vermiştir.
Bölücü terör örgütüne envaı çeşit silah veren, mühimmat temin neden, diğer pek çok alanda yardım ve yataklık halinde olan ülkeleri, ahlaken ve hukuken müttefiklik kategorisinde nasıl göreceğiz?
Hani NATO güvenlik mimarisi içinde yan yanaydık?
Hani terör bir insanlık suçuydu?
Terörizmin emel ve hedeflerine destek veren hiçbir ülke insan haklarından, insanlık değerlerinden, ittifak kültüründen, uluslararası hukukun normlarından bahsedemez, bahsetse bile buna inanan çıkamaz, çıkmayacaktır.
Terör örgütlerini Türkiye’ye tercih eden, cinayete, melanete ve ihanete kol kanat geren NATO üyesi ülkeler, bize göre Türk ve İslam düşmanlığının ortak paydasında buluşmuşlardır.
Yürek burkan ve yüksek risk ihtiva eden karşımızdaki bu tablonun NATO’nun kuruluş ilke ve esaslarına muvafık olduğunu aklı başında hiç kimse ileri süremeyecektir.
Soğuk Savaş’ı müteakiben, çatallaşan ve farklılaşan güvenlik ihtiyaçları çerçevesinde NATO her on yılda bir yeni yol haritası hazırlayarak Stratejik Kavram Belgesi yayınlamıştır.
Bunun sonucunda, caydırıcılık ve savunma, işbirliği ve güvenlik, ayrıca kriz yönetimine dayalı üç ayaklı bir strateji hazırlanarak tatbik edilmiştir.
Türkiye bugüne kadar NATO’nun sadra şifa destek ve dostane tavrını maalesef yeterince görmemiş, ittifakın aldığı karar ve belirlediği stratejilerin milli güvenliğine bir katkısına da şahit olmamıştır.
Bu değerlendirmemi abartılı bulanlar, 1952 yılından bugüne kadar NATO’yla süregelen ittifak ortaklığının 70 yıllık mazisine objektif bir gözle, temiz bir vicdanla, milli bir duyarlılıkla baktıkları taktirde, sancılı ve sarsıcı gerçekleri çarpıcı bir şekilde görebileceklerdir.
Terör örgütlerine aleni ve alçak desteğini sürdüren NATO üyesi ülkelerin Türkiye’ye şaşı ve şüpheli bakışı ortadayken, İsveç ve Finlandiya’nın ittifak ortağı olmasına nasıl tamam diyelim? Buna nasıl rıza gösterelim?
NATO’yu fiilen PKK/YPG ittifakına dönüştürmek için kolları sıvayanlara, Türkiye’nin kuyusunu kazmak için nifak seferine çıkanlara duyarsız, tepkisiz ve etkisiz durmamız söz konusu olamayacaktır.
Bizimle aynı güvenlik şemsiyesi altında toplanan veya buna talip olan ülkelerin, terörle aralarına hilesiz-hilafsız kalın ve kesin bir çizgi hattı çekmesi insan şerefinin, devlet olma onurunun ikamesi olmayan mecburiyetidir.
İsveç ve Finlandiya hükümetleri öncelikle ellerine bulaşan kanları yıkamak durumundadır.
Türkiye’nin bu iki ülkeden iade talebinde bulunduğu 33 teröristin derhal ve gecikmeksizin verilmesi de şarttır ve süreç samimiyet testi olarak değerlendirilmelidir.
Terör örgütünü savunmanın, teröristleri sahiplenmenin, demokrasi ve özgürlüğün infaz ve ihlal hükmü olduğunu hiç unutmamak gerekmektedir.
Terörizmi bir hak arayışı gören ülkeler, eğer bu ilkel ve düşmanca tutumu devam ettirmekte ısrar ediyorlarsa, buyursunlar, Kandil’de ve sınır ötesinde ne kadar terörist varsa kendi ülkelerine taşısınlar, tepe tepe kullansınlar, hatta Avrupa’nın göbeğinde coğrafi bir alan belirleyip terörizmin karargâhını kursunlar.
Ancak biz teröre ve teröriste taviz vermeyeceğiz.
Canileri araya araya bulacağız ve hepsini birden de imha edeceğiz.
Terör örgütü neredeyse, katillerin ürediği ve yuvalandığı bölgeler neresi ise, oralar Türkiye’nin ezici müdahalesine sahne olacaktır.
Bundan kaçış yoktur, teröristlerin kurtuluş şansları sıfırdır.
Tel Rıfat ve Münbiç’te dip bucak temizliği yapılmak suretiyle, terör örgütü Fırat’ın doğusundan da batısından da sökülüp atılmalıdır.