SİYASET
Giriş Tarihi : 14-06-2022 13:54   Güncelleme : 14-06-2022 13:54

Mhp Lideri Devlet Bahçeli, Kılıçdaroğlu üzerinden mezhepsel ve ırksal ayrımcılığa tepki gösterdi.

Mhp Lideri Devlet Bahçeli, Kılıçdaroğlu üzerinden mezhepsel ve ırksal ayrımcılığa tepki gösterdi.

Mhp lideri Devlet Bahçeli, grup toplantısında geçtiğimiz günlerde İp'li bir vekilin öne sürülerek Chp Genel Başkanı  Kemal Kılıçdaroğlu'nun aleviliği üzerinden yaratılmaya çalışılan Mezhepsel algı ve   fitne oyunlarına da değindi.

"CHP Genel Başkanı’nın Alevi İslam inancına sahip olması onun için bir kayıp, bir handikap, utanacağı veya mahcubiyet duyacağı bir özelliği değildir." diyen MHP lideri Devlet Bahçeli'nin, konuyla ilgili açıklamaları şu şekilde:

Kılıçdaroğlu’nun mezhebi, etnik kökeni, doğduğu yer bizim siyasi eleştirimizin tamamıyla dışındadır. Ve mutlaka saygı gösterilmelidir.

Türk milletinin hiçbir ferdi Türk-Kürt, Alevi-Sünni, inanan-inanmayan, laik-antilaik diyerek ayrılamaz, tasnif edilemez, ayrımcılığa maruz bırakılamaz.

Kökeni, mezhebi, anasının dili ne olursa olsun bu millet benim, bu vatan benim, bu bayrak benim diyen herkes bizim kardeşimizdir.

CHP Genel Başkanı’nın Alevi İslam inancına sahip olması onun için bir kayıp, bir handikap, utanacağı veya mahcubiyet duyacağı bir özelliği değildir.

Bilakis Alevi İslam inancına sahip olan kardeşlerimiz bizim can beraberimizdir, kardeşlikle geçen Türk-İslam asırlarının gönül ve sevda erleridir.

Mezhep üzerinden fitne çıkarmaya heves ve tevessül edenler fitnenin çıbanbaşlarıdır.

Aynı ittifak içinde Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliğinden kaygı duyanlar, bunu da kamuoyuyla bir kurgu çerçevesinde paylaşanlar sorumsuz olmakla birlikte milli birlik ve dayanışma ruhunu zedelemek isteyen görevli provokatörlerdir.

Bizim merakımız, Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliğini kamuoyuna taşıyanların bir rol paylaşımı içinde olup olmadığı, talimatla hareket edip etmediği, bu kumpasın arka dekorunda siyasi bir hesabın bulunup bulunmadığıdır.

Zillet ittifakının mezhep kışkırtmasına teşebbüs etmesinin aklını veren kimdir?

Bu Yezid siparişini hazırlayan kimlerdir?

Takdir edeceğiniz üzere peş peşe gelen özür mesajlarının hiçbir geçerliliği, hiçbir inandırıcılığı yoktur ve olamayacaktır.

Kılıçdaroğlu’nun laçka ve lekeli siyasetiyle gece gündüz gibi ayrı olsak da, doğuştan sahip olduğu etnik ve mezhebi hasletlerine saygı duymak insani, milli ve manevi bir sorumluluğumuzdur.

Türk milleti, köken ve mezhep farkı gözetmeksizin, kendisine biçilen kefeni yırtıp atma ferasetini gösterecek ve kurulan tehlikeli tuzaklara asla düşmeyecektir.

Vakit, hiçbir ayrım yapmadan, “bayrak”, “vatan” ve “millet” ortak paydasında buluşma vaktidir.

Vakit, göğsünü gere gere millete mensubiyet onurundan iftihar eden her bir insanımızla kucaklaşma vaktidir.

Bizim düşünce ve inanışımıza göre, Türkiye’de yaşayan 85 milyon vatandaşımız Cenab-ı Allah’ın kutsal bir emanetidir.

Hangi kökenden gelirse gelsin, Türk milletini oluşturan her fert şanlı tarihimizin kutsal bir hatırasıdır.

O tarih şahittir ki, zulme uğrayan, dost arayan kardeşlerimizin en emin sığınağı, yüzyıllar boyunca milletimizin konuksever ve şefkat dolu kalbi olmuştur.

Her yöremizi, bin yılın barışından ve kardeşliğinden doğmuş her insanımızı bağrımıza basıyoruz, hasretle kucaklıyoruz.

Bütün samimiyetimizle ve muhabbetle ortak paydamızda buluşan herkese elimizi uzatıyoruz.

Ancak bölünme gayreti içerisinde olanları da affetmemizin mümkün olmadığını buradan ilan ediyoruz.

Bu konuda, Milliyetçi Hareket Partisi ve Türk milliyetçileri, Türkiye’nin milli birliğini ve kardeşlik hukukunu korumaya her zaman olduğu gibi sonuna kadar azimlidir, ısrarlıdır.

Bilinmelidir ki, bu vatan sokakta bulunmamıştır.

Bu devlet icazetle kurulmamıştır.

Bağımsızlığımız sömürgeciler tarafından ikram edilmemiştir.

Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Türk milli kimliği şehit kanlarıyla kazanılmıştır.


Biz, doğulusunu da, batılısını da, güneylisini de kuzeylisini de, Alevi’sini de Sünni’sini de, sadakat ve sevgiyle yoğrulmuş müşfik yüreğine sığdıran büyük bir davanın, kutlu bir hareketin mensuplarıyız.

Bu topraklara vatanım diyen,

Bu insanlara milletim diyen,

Bu bayrak benim,

Bu ülke benim diyen herkese kapımız da, gönlümüz de açıktır.

Kuşkusuz, günlük hayatın zorluklarının farkındayız.

Geçim sıkıntılarını da biliyoruz.

Ancak unutulmasın ki,

Yoksulluk bir gün giderilir.

Yağmacıdan bir gün hesap sorulur.

Ancak, vatan elden giderse ve millet bölünürse, bunun dönüşü yoktur, son pişmanlık ise fayda etmeyecektir.

Ayrıntıdaki farklılıklarımız bizi gerginlik ve kutuplaşma noktalarına taşımamalıdır.

Hiç kimse merak etmesin, enflasyon çıktığı gibi inecektir, ama asıl fitne fücur enflasyonunun, tezvirat ve tefrika stokundaki artışın önüne geçmek, buna engel olmak da boynumuzun borcudur.

Demokrasi, doğal farklılıklarımızı hukuk zemininde koruyan yegâne rejimdir.

Fakat demokrasi vatanın bölünmesinin ve milletin ayrışmasının gerekçesi olamayacak, zillet ittifakının elinde istismar edilmesine göz yumulmayacaktır.

Tekraren hatırlatırım ki,

Ayrılıkta hayır yoktur.

Bölünmede huzur yoktur.

Gün birleşme günüdür.

Gün bütünleşme günüdür.

Kucaklaşmanın adresi büyük Türk Milleti'dir."